KONUTLARIN %5’İ MARKALI OLDU

Türkiye ekonomisine paralel olarak 2000’li yıllardan itibaren büyüme içine giren gayrimenkul sektörü bu dönemde markalı konut  projeleriyle tanıştı. Bu yıllarda  mortgage sisteminin konut alımını kolaylaştırması ve ekonomik seviyesi artan kişilerin nitelikli konut beklentilerinin yükselmesiyle markalı konuta talep başladı. Markalaşma süreciyle birlikte birçok inşaat firmasının mahalle arasındaki projeler yerine site tarzı 1000-2000 konutun olduğu projelere kaydığı dikkat çekiyor.  Şehir içinde olmasına rağmen kişilere daha fazla yeşil alan sunan, içinde havuz, spor salonu, SPA’sı, hamamı, tenis kortları, kapalı otoparkı bulunan projeleri sunan markalı projelerin de oranı artmaya başladı. Konut Yatırımcıları ve Geliştiricileri Derneği (KONUTDER) verilerine göre Türkiye’de son 10 yılda yapılan konutların yaklaşık yüzde 5’i markalı konut firmaları tarafından üretildi.

700 bin markalı konut üretildi

Markalı konut projeleri özellikle İstanbul’da yoğunlaşırken, son yılda yapılan 700 bine yakın markalı konut projelerinin yüzde 80’inin İstanbul’da olduğu belirtiliyor. Ancak bu verilere rağmen sektörde konut üretiminin hala büyük kısmı marka olmayan, henüz kurumsallaşamamış, finansal ve organizasyonel derinliği, kuvvetli geçmişi olmayan firmalardan yapıldığı dikkat çekiyor.

Son 10 yıl içinde Türkiye’de toplam 5 milyon 529 bin 405 konut yapılırken, bu konutların yüzde 9.1’ine denk gelen 504 bin 309’unu TOKİ, yüzde 1.5’ine denk gelen 84 bin 600’ünü Emlak Konut GYO, yüzde 1.6’sına denk gelen 88 bin 766’sını 17 üyesi olan KONUTDER üyeleri yaptı. Geriye kalan yüzde 87.7’lik kısmın ürettiği konut sayısı ise 4 milyon 851 bin 730. Bu firmaların çoğunluğu da 5-10 daireli apartmanlar inşa eden küçük ölçekli firmalar. Bunların birçoğunun da merdiven altı iş yaptığı dile getiriliyor. Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı ve aynı zamanda KONUTDER Başkanı olan Ömer Faruk Çelik, markalı konut sektörünün desteklenmesi için firmaları kayıt dışılığa iten bazı faktörlerin de ortadan kalkması gerektiğinin altını çizdi. Çelik, tapu harcı, sözleşmelerdeki damga vergileri, noter harçları ve KDV gibi vergilerinin, küçük firmaları kayıtdışına iterken büyük firmaları ise aşağı çektiğini kaydetti. Kurumsallaşmak isteyen sektör oyuncuları arazi edinirken gerçek bedelden tapu harcını ve emlak vergisini ödediğini, ancak kayıt dışı kalmak isteyenlerin ise bu bedellerden kaçındığına işaret eden Çelik,  bu nedenle devletin haksız rekabetin oluşmaması adına vergileri gözden geçirmesi gerektiğini belirtti. Çelik ayrıca,  markayı güçlü kılmanın yolunun, müşteriye bölgeye de ‘değer katmak’tan geçtiğine vurgu yaptı. 

Metropolde yaşamın yeni hali

Markalı evlerle birlikte alıcılara sunulan imkanların sayısı da çok fazla artamaya başladı.  Markalı süreçle birlikte insanlara yalnız “başlarını sokacakları bir ev” değil, adeta bir çevre, bir yaşam biçimi sunuldu. Yüzme havuzu, spor salonu, bahçeler, kameriyeler, oyun salonları gibi projede yaşayanların hayatını zenginleştiren donatılar yer alırken, insanların binadan çıkar çıkmaz yeşile basacakları özel peyzajlı alanlar tasarlandı. Tüm bunlarla insanların yaşam kalitesi artırılırken metropollerde yaşayan insanların sağlıktan eğlenceye, alışverişten spora her türlü kompleksi bünyesinde barındıran markalı projeleri tercih etmeleri yönündeki eğilimin gelecekte daha da artacağı belirtiliyor.

This entry was posted in HABERLER. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s